ÖneÇıkanlar

Silivri Cezaevinden Gelen Mektup: Buğra Gökçe, Gazeteci Mehmet Akif Ersoy’un İlk Günlerdeki Psikolojik Durumunu Detaylandırdı

1766139765908

İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökçe, Silivri Cezaevi’nden kaleme aldığı mektupta, tutuklu bulunduğu süreçte yaşadığı deneyimleri ve diğer tanınmış isimlerle olan karşılaşmalarını paylaştı. Mektubun en dikkat çekici bölümlerinden biri, gazeteci Mehmet Akif Ersoy’un cezaevine girdiği ilk günlerdeki psikolojik durumuna ilişkin Gökçe’nin gözlemleri oldu. Gökçe, Ersoy’un durumunu ‘şokta görünüyordu’ şeklinde nitelendirerek, bu türden zorlu başlangıçların tutuklular üzerindeki yıkıcı etkisine vurgu yaptı.


Cezaevi kuralları görüşme odalarındaki etkileşimleri sınırladığını belirten Gökçe, avukat görüşmelerinin yapıldığı cumartesi günleri yan odalarda bulunan diğer tutuklularla sadece uzaktan selamlaşabildiğini ifade etti. Tutuklu ve hükümlüler arasındaki fiziksel temas yasak olması, kurulan iletişimin yalnızca seslenme ve kısa selamlaşmalarla sınırlı kalmasına neden oluyor. Bu durum, kişisel ilişkilerin ve dayanışmanın gelişmesini zorlaştıran bir etken olarak öne çıkıyor.


Gökçe, cezaevinde karşılaştığı diğer tanınmış isimlere de yer verdi.

  • Gazeteci Enver Aysever – moral ve sağlık durumunun iyi göründüğünü belirtti.
  • Gazeteci Merdan Yanardağ – cezaevi koşullarına karşı dirençli bir duruş sergilediğini gözlemlediğini aktardı.

Gökçe, Mehmet Akif Ersoy ile yaptığı kısa selamlaşmada moralini sordu ve alınan yanıtı derinden etkilediğini dile getirdi.

“İyi olacağım, herhalde.”

Gökçe, Ersoy’un avukatıyla görüşme sonrası yaşadığı duygusal anların özellikle avukatın ağlamasını, o an orada bulunan herkesi etkilediğini belirtti.

Bu ilk günlerin bir *yıkım* süreci olduğunu, bireylerin yeni gerçekliğe adapte olmaya çalışırken yaşadıkları zorluğu vurguladı.


Gökçe, cezaevinde tanışıklık olmasa dahi tutuklular arasında güçlü bir dayanışma hissinin geliştiğini vurguladı. Bu dayanışma, koşullar ne olursa olsun bireylerin birbirlerine ‘kader arkadaşı’ olarak yaklaşmasıyla kendini gösteriyor. Bu durum, ortak deneyimlerin ve zorlukların, bireyler arasında beklenmedik bağlar kurabildiğinin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.


Mektupta ayrıca, gazeteci Fatih Altaylı ile yapılan karşılaşmaya da değinildi. Gökçe, Altaylı’ın durumunu ‘hukuksuzluğun en açık örneklerinden biri’ olarak nitelendirdi ve maruz kaldığı uygulamaların kabul edilemez olduğunu belirtti. Bu ifade, cezaevindeki uygulamaların keyfiliği ve adaletsizliği konusundaki eleştirileri güçlendiriyor.


Silivri Cezaevi’nin mevcut durumuna ilişkin Gökçe, kurumun adeta bir kampüs haline dönüştüğünü söyledi. Belediye başkanları, akademisyenler, gazeteciler ve aydınlar gibi geniş bir yelpazeden tutukluların burada bulunması, cezaevindeki profilin çeşitliliğini ortaya koyuyor. Gökçe, tutuksuz yargılama ilkesinin esas alınması gerektiğini savunarak, mevcut uygulamaların hem bireysel özgürlükleri hem de kamusal yararı zedelediğini savundu. Bu durum, hukuk sisteminin işleyişi ve toplumsal etkileri üzerine önemli bir tartışma zemini yaratıyor.


Nisa Kılıç

Nisa Kılıç (27) — Kültür & Toplum Araştırmacısı Nisa Kılıç, sosyoloji eğitiminin ardından çeşitli kültürel projelerde araştırmacı olarak görev almış bir yazar. Toplumsal dönüşümler, şehir yaşamı, modern birey davranışları ve dijital kültür üzerine yoğunlaşır. Blogunda hem analitik hem de insani bakış açısıyla yazılmış incelemeler ve gözlemler paylaşır.