ÖneÇıkanlar

EuroLeague Arenasında Çetin Bir Mücadele: Anadolu Efes Monaco Deplasmanında Neden Zorlandı?

1764191570286

Avrupa basketbolunun kalbinin attığı EuroLeague sahnesinde her maçın kendine özgü bir hikayesi vardır. Bu hikayelerden biri de 13. haftada oynanan Monaco-Anadolu Efes karşılaşmasıydı. İki farklı momentumdaki takımın mücadelesi, beklenen heyecanı sunarken, sahadan çıkan sonuç Türk temsilcisi için önemli dersler içeriyordu.

Sezona beklediği başlangıcı yapamayan Anadolu Efes, ligin ortalarına yaklaşırken istikrarsız bir görüntü çiziyordu. 12 maçta elde edilen 5 galibiyet ve 7 yenilgiyle 15. sıradaki konumu, önceki şampiyonlukların ağırlığını omuzlarında taşıyan bir takım için alışılmadık bir durumdu. Son olarak evinde Barcelona’yı tek sayı farkla yenerek moral bulmuş olsa da, deplasman karnesi zorlukları işaret ediyordu. Bu karşılaşma aynı zamanda Efes’in Avrupa kupalarındaki 888., EuroLeague’deki ise 640. maçı olması hasebiyle de kulübün köklü tarihine bir yenisini ekledi; bu uzun seride 499 galibiyet ve 388 yenilgi bulunuyordu.

Öte yandan, ligin iddialı ekiplerinden Monaco ise 7 galibiyet ve 5 mağlubiyetle 6. sırada yer alarak Play-off mücadelesindeki kararlılığını gösteriyordu. Kendi evinde, Salle Gaston Medecin’de oynamanın avantajına sahip olan Fransız temsilcisi, Efes karşısında momentumunu sürdürme hedefindeydi. Maç TSİ 21.30’da başlarken, basketbol severler çekişmeli bir kapışma bekliyordu.

Karşılaşmanın ardından Anadolu Efes Başantrenörü Igor Kokoskov, takımının mağlubiyetine dair önemli tespitlerde bulundu. Deneyimli koç, rakip Monaco’nun kalitesi ve tecrübesinin, maçtaki en küçük hatayı dahi affetmediğini belirtti. Özellikle maçın belirli anlarında farkın hızla açılmasının önüne geçemediklerini, bunun da rakibin seviyesi karşısında doğal bir sonuç olduğunu ifade etti. Kokoskov’un sözleri, EuroLeague’in zirvesindeki takımlarla mücadele etmenin ne kadar zorlu olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Kokoskov’un vurguladığı ‘dar rotasyon’ konusu, maçın kaderini belirleyen temel faktörlerden biriydi. Yedi kişilik bir kadroyla Monaco gibi atletik ve dinamik bir takıma karşı tam performans sergilemek, enerji ve kondisyon açısından sürdürülebilir bir strateji olmaktan uzaktı. Yoğun EuroLeague takviminde, oyuncuların fiziksel ve mental olarak yüksek seviyede kalabilmesi için geniş bir kadro derinliği hayati önem taşır. Sakatlıklar ve oyuncu eksiklikleri, Efes’in taktiksel çeşitliliğini kısıtlarken, Kokoskov’un elindeki sınırlı opsiyonlar, maç içinde yeterli reaksiyon verme kabiliyetlerini olumsuz etkiledi. Geniş bir rotasyonun yokluğu, oyuncuların yorgunluk seviyelerini artırarak hem hücumda hem de savunmada konsantrasyon kayıplarına yol açabilir.

Monaco cephesinden ise koç Vassilis Spanoulis, takımının zaferini değerlendirirken özellikle konsantrasyon ve takım oyununa dikkat çekti. Spanoulis, maç boyunca yüksek seviyede kalmalarının, özellikle de ilk yarıda Efes’in zorlu şutlarına rağmen iyi savunma yapmalarının galibiyetin anahtarı olduğunu vurguladı. Top paylaşımındaki ustalıkları ve kısaların bu konudaki performansı, Monaco’nun hücum akışkanlığını sağladı. Spanoulis’in “kimin ne kadar sayı attığı önemli değil, ne kadar yetenekli oyunculara sahip olduğumuz önemli” şeklindeki ifadesi, takımın bireysel yeteneklerden ziyade kolektif performansa odaklandığını gösteriyordu; bu da onların ligdeki başarılı seyrinin altında yatan temel felsefeyi ortaya koyuyordu.

Bu mağlubiyet, Anadolu Efes için ligdeki sıralamasını iyileştirme adına önemli bir darbe olsa da, EuroLeague maratonu uzun ve yıpratıcıdır. Takımların her hafta farklı bir strateji ve enerjiyle sahaya çıkması gerekir. Monaco deplasmanı, Efes için bu zorluğun bir yansımasıydı. Gelecek haftalarda takımın sakatlıklar ve rotasyon problemleriyle nasıl başa çıkacağı merak konusu. Play-off potasına girme umutları tamamen tükenmiş olmasa da, lacivert-beyazlıların kalan maçlarda çok daha dirençli ve planlı bir oyun sergilemesi gerekecek. EuroLeague’de her galibiyetin değeri büyük, her mağlubiyet ise geleceğe yönelik önemli sinyaller taşıyor.

Ayla Sezen

Ayla Sezen (32) — Eğitim & Kişisel Gelişim Yazarı Ayla Sezen, eğitim teknolojileri ve öğrenme psikolojisi alanlarında çalışmalar yapan bir içerik uzmanıdır. Kariyeri boyunca farklı yaş gruplarına yönelik eğitim projelerinde görev almış, dijital öğrenme sistemleri üzerine araştırmalar yürütmüştür. Blogunda verimli çalışma teknikleri, öğrenme metodları ve kişisel gelişim konularını işler.