Ertuğrul Özkök Deneyimi: Münih Noel Pazarı’ndan Berlin Anıtı’na Kozmopolit Avrupa’nın Anlamı
Yazar Ertuğrul Özkök, yılbaşına iki hafta kala yaşadığı iki farklı deneyimi aktararak günümüz Avrupa’sının karmaşık yapısını ve kültürel etkileşimlerini gözler önüne seriyor. Özkök, eşi Tansu ile birlikte bulunduğu Münih Marienplatz’daki Noel pazarı ve Berlin’deki terör saldırısı anıtı üzerinden Avrupa’nın kozmopolit ruhunu ve geçmişin travmalarını ele alıyor.
Münih’te Kozmopolit Bir Noel Atmosferi
Münih’in en büyük Noel pazarı, Orta Avrupa geleneklerinin canlı bir yansıması olarak renkli ve coşkulu bir atmosfer sunuyor. Rengarenk objeler satan kulübeler, neşeli insan kalabalıkları ve Noel Baba figürleri, Avrupa’nın Hristiyan alemi için bayramların getirdiği güzelliği simgeliyor.
Özkök, bu atmosferde kişisel bir ‘kitsch’ sempatizanı olarak, içinde kar yağan cam küreler gibi nostaljik objelere duyduğu ilgiyi dile getiriyor. Bu objelerin çocukluğuna götürdüğünü ve sıcacık anıları canlandırdığını belirtiyor.
Ancak bu renkli panele, Özkök’ün bir dükkanda yaşadığı derin bir farkındalık anı eşlik ediyor. Noel hediyelik eşyaları satan dükkanda, kendisi ve eşi Müslüman Türk bir çift olarak alışveriş yaparken, satıcının da Türk ve Müslüman olduğunu öğreniyor.
Bu durum, Özkök’te Avrupa’nın giderek artan kozmopolit yapısına dair güçlü bir gözlemi tetikliyor.
“Buyurun… Yeni Avrupa’ya hoş geldiniz…”
ifadesiyle bu yeni gerçekliği vurgulayan Özkök, Hristiyan bir bayram vesilesiyle bir araya gelen farklı kültürlerden insanların varlığına dikkat çekiyor.
Bu kültürel kesişim, farklı kökenlere sahip insanların birlikte yaşama pratiğinin bir göstergesi olarak sunuluyor.
Berlin Anıtı’nda Geçmişin Travmaları
Özkök’ün bir diğer önemli durağı ise Berlin’deki Breitscheidplatz Meydanı. Bir kafede otururken aklına gelen, bir ay öncesine ait Berlin anıları, onu yıkık Kaiser Wilhelm Anıt Kilisesi önündeki yere çizilmiş, kiliseye doğru uzanan ok işaretine götürüyor.
Bu ok işareti, Özkök için sadece bir işaret değil, aynı zamanda yüreğine saplanan gerçek bir metafor haline geliyor. Bu işaret, 2016 yılında yaşanan ve 12 kişinin hayatını kaybettiği, 60 kişinin yaralandığı o korkunç terör saldırısını hatırlatıyor. Saldırıyı DAEŞ’in üstlendiği bilgisi de bu trajedinin küresel boyutunu vurguluyor.
Olayın üzerinden 9 yıl sonra o meydanda bulunan Özkök, yerde gördüğü ok işaretinin anlamını derinlemesine sorguluyor. Bu işaretin, sanki ilahi bir yönlendirmeyle insanları bir yere götürmeye çalıştığını hissediyor.
Ürkek adımlarla üzerinden yürüdüğünde, ok onu yıkık kilisenin girişindeki altı basamağın önüne çıkarıyor. Basamakların üzerindeki isimler, Özkök’ü saldırıda hayatını kaybeden kurbanların mezar taşları gibi karşılıyor. Bu isimler, terörün ortak kurbanları olarak anılıyor:
- Dr. Christoph PH. Herlich (Alman)
- Nada Gizmar (Çek)
- Lukas Orban (Polonyalı)
Bu anıtın, unutulmamaları için birer hatırlatıcı görev üstlendiği belirtiliyor.
İlginç bir detay olarak, saldırıda 12 kişi hayatını kaybetmişken, anıtta 13 isme yer verilmiş olması dikkat çekiyor. Bu 13. ismin, saldırıda yaralanıp daha sonra kurtarılamayan bir kişiye ait olduğu bilgisi, travmanın uzun süreli etkilerini gözler önüne seriyor.
Terör, Travma ve Avrupa’nın Karmaşık Gerçeği
Özkök, saldırıyı gerçekleştiren terörist Anis Amri’nin Tunuslu bir mülteci olduğunu ve Arap Baharı sonrası Almanya’ya geldiğini aktarıyor. Amri’nin Milano’da İtalyan polisi tarafından durdurulduğunda polise silah çektiği ve bu nedenle vurularak öldürüldüğü bilgisi, olayın hemen sonrasındaki güvenlik gelişmelerine ışık tutuyor.
Yazar, bu iki deneyimin (Noel pazarındaki kozmopolitlik ve Berlin anıtındaki trajedi) bir araya gelerek Avrupa’nın hem umut dolu geleceğini hem de geçmişinin acı izlerini taşıdığı karmaşık bir tablo çizdiğini ima ediyor. Bu tablo, bireysel ve toplumsal hafızanın bir çatışma alanında nasıl tekrar şekillendiğini gösteriyor.
İlgili
Melis Erdem (33) — Bilim & Sağlık İçerik Üreticisi Melis Erdem, biyoloji eğitimi almış ve uzun süre sağlık teknolojileri firmalarında içerik yöneticiliği yapmış bir iletişim uzmanıdır. Popüler bilim, modern sağlık çözümleri ve sürdürülebilir yaşam üzerine yazılar kaleme alır. Bilgiyi sadeleştirip herkesin anlayabileceği bir dile dönüştürme konusundaki başarısıyla dikkat çeker.


