Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş: Aile Dostu Ekosistemi Her Geçen Gün Güçlendireceğiz
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Türkiye Yüzyılı vizyonu çerçevesinde, aile bağlarının sağlam olduğu bir toplum yapısının inşa edilmesine öncülük etmeyi hedeflediklerini açıkladı. İstanbul Aile Vakfı tarafından Boğaziçi Üniversitesi Anadolu Hisarı Kampüsü’nde gerçekleştirilen “3. Aile Çalıştayı: Sosyo-Kültürel Riskler ve Aileye Yönelik Tehditler” programında konuşan Bakan Göktaş, bu hedefe ulaşmak adına “aile dostu ekosistemi her geçen gün güçlendireceklerini” vurguladı. Bu stratejik yaklaşım, değişen küresel koşullar altında aile kurumunun karşılaştığı meydan okumaların titizlikle değerlendirilmesi gerekliliğinden doğmaktadır. Toplumun temelini oluşturan ailenin korunmasına yönelik politikaların geliştirilmesi, günümüz koşullarında kritik bir önem arz etmektedir.
Tarihsel süreçte, toplumlar farklı dönüşüm evrelerinden geçmiştir. Tarım devrimi, aile yapısını yeniden şekillendirirken, Sanayi devrimi iş ve yaşam alanlarını birbirinden ayırarak yeni sosyal dinamikler yaratmıştır. Günümüzde ise, Bakan Göktaş’ın ifadeleriyle, “dijital devrim” olarak adlandırılan yeni bir kırılma noktasındayız. Bu devrim, önceki dönüşümlerden farklı olarak “sessiz” bir karakter taşımakta; dumanı, sireni veya barutu olmamasına rağmen derin ve güçlü etkiler üretmektedir. Dijitalleşme, bireylerin zihinsel iklimini yeniden yapılandırarak, ekranı bir zaman, mekan ve kültür üreticisi konumuna yükseltmiştir.
Teknolojinin aile üzerindeki doğrudan etkileri, özellikle çocukların deneyimlerinde belirginleşmektedir. “Dijital dünyanın yerlileri” olarak tanımlanan yeni nesiller, oyunlarını artık geleneksel mahalle ortamlarında değil, algoritmaların yönettiği çevrimiçi akışlarda deneyimlemektedirler. Bu durum, çocukları siber zorbalık, yanlış ve uygunsuz içeriklere maruz kalma, çevrimiçi istismar ve dijital bağımlılık gibi birçok yeni riskle karşı karşıya bırakmaktadır. Artan ekran süreleri, aile içi iletişimin niteliğini ve niceliğini olumsuz etkileyerek, ortak zaman geçirme alışkanlıklarını zayıflatmaktadır. Genç bireyler için başarının kriteri, sarf edilen emekten ziyade sosyal medya platformlarındaki “beğeni sayısı” ile ölçülür hale gelmiş; bu durum, ebeveynlerin (“dijital göçmenler”) çocuklarının hızla değişen dünyasını anlama çabalarını artırmaktadır.
Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, tüketim kültürünün yaygınlaşması, “hız ve haz eksenli” yaşam tarzlarının benimsenmesiyle mahremiyet bilinci bulanıklaşmaktadır. Yalnızlık ve bireyselleşme eğilimlerinin yükselişi, aile bağlarının sağlamlığını tehdit etmektedir. Bakan Göktaş, “insan fıtratına yönelik saldırı” olarak nitelendirdiği cinsiyetsizleştirme propagandalarının hızla yayılmasının, aidiyet ve kimlik zemininde yeni kırılmalara yol açtığını belirtmiştir. Bu bağlamda, aileyi tehdit eden unsurların yalnızca teknoloji olmadığını, asıl sorunun teknolojinin insan doğasına uygun bir biçimde ilerlememesi olduğunu ifade etmiştir. Teknolojinin sunduğu imkanların farkında olmakla birlikte, beraberinde getirdiği tehditlerin de idrak edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Bu çok boyutlu riskler karşısında, Bakanlık, aileyi yeniden güçlendirecek, kültürel dokuyu koruyacak ve toplumsal dayanışmayı canlandıracak politikalar geliştirmeye odaklanmaktadır. Riskleri sistemli bir şekilde analiz ederek, çok boyutlu çözüm stratejileri üretmek amacıyla çalışmalar yürütülmektedir. Aile kurumunu destekleyen her bir adımın, toplumun genel direncini artıracağı inancıyla hareket edilmektedir. Bu stratejiler, sadece mevcut sorunlara yanıt vermekle kalmayıp, aynı zamanda gelecekteki potansiyel tehditlere karşı da bir koruma kalkanı oluşturmayı hedeflemektedir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın takdirleriyle ilan edilen “2025 Aile Yılı”, aileyi merkeze alan yeni bir dönemin başlangıcı olarak konumlandırılmıştır. Bu yıl, aynı zamanda, değerlerin, kimliğin ve toplumsal bütünlüğün gelecek nesillere aktarılması konusundaki kararlılığın bir ifadesidir. Bakan Göktaş, aile meselesinin aynı zamanda bir “beka meselesi” olduğunu, yani ülkenin varoluşsal sürdürülebilirliğiyle doğrudan ilişkili olduğunu vurgulamıştır. Aileyi korumanın, gelecek nesillere karşı taşıdığımız en temel sorumluluklardan biri olduğu ifade edilmiştir.
Bu kapsamda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın temel önceliklerinden biri, “aile dostu bir ekosistem” inşa etmektir. Bu ekosistem, sadece sosyal politika uygulamalarından ibaret olmayıp, aynı zamanda kapsamlı bir kültürel inşa sürecini de içermektedir. Toplumun tüm dinamiklerine aile değerini yeniden hatırlatmak ve her alanda aileyi merkeze alan bir bakış açısını hâkim kılmak bu çabanın ana unsurlarıdır. Söz konusu ekosistem, konut politikalarından çalışma hayatındaki düzenlemelere kadar geniş bir yelpazede aile merkezli yaklaşımların entegrasyonunu öngörmektedir.
İlgili
Zeynep Öztürk (30) — Seyahat & Yaşam Tarzı Bloggerı Zeynep Öztürk, farklı kültürleri keşfetmeyi seven profesyonel bir seyahat içerik üreticisidir. Kariyerine turizm sektöründe başlamış, sonrasında tam zamanlı dijital gezgin olarak devam etmiştir. Blogunda seyahat rotaları, bütçe planlama önerileri, gastronomi keşifleri ve şehir rehberleri gibi konulara yer verir.


