ÖneÇıkanlar

ABD ve İran Cenevre’de Nükleer Gerilimi Azaltma Çabalarını Sürdürüyor

1772109402972

ABD-İran Nükleer Gerilimi: Cenevre’de Kritik Müzakereler

ABD ile İran arasındaki nükleer gerilim, Cenevre’de gerçekleştirilen üçüncü tur müzakerelerle yeni bir aşamaya taşındı. Askeri çatışma ihtimalinin arttığı bu dönemde, taraflar nükleer program ve yaptırımlar konusunda çözüm arayışlarını sürdürüyor.

Bu kritik görüşmeler, Umman’ın arabuluculuğuyla Umman Büyükelçiliği rezidansında gerçekleşiyor. Her iki taraftan da üst düzey temsilciler katılım sağlıyor.

İran heyetine Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Erakçi başkanlık ederken, ABD heyetini Başkanlık Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff temsil ediyor. Başkanlık danışmanı Jared Kushner’in de ABD heyetinde yer alması, müzakerelere verilen önemi açıkça gösteriyor.


Müzakerelerin Ana Gündem Maddeleri

Müzakerelerin odak noktasını, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine getirilecek sınırlamalar ve buna karşılık ABD’nin uyguladığı yaptırımların kaldırılması oluşturuyor.

İran, nükleer programının barışçıl amaçlı olduğunu ve atom bombası üretme niyetinde olmadığını belirtiyor. Bu bağlamda, yaptırımların tamamen kaldırılmasını talep ediyor.

ABD ise İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurmasını ve yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokunu ülke dışına çıkarmasını şart koşuyor.

Görüşmelerde detaylıca ele alınan konular arasında şunlar bulunuyor:

  • Uranyum zenginleştirme oranının hangi seviyede sınırlandırılacağı
  • Yüzde 60 düzeyinde zenginleştirilmiş yaklaşık 440 kilogram uranyum stokunun akıbeti
  • Yaptırımların kaldırılma takvimi

Anlaşmazlık Noktaları ve Zorluklar

Yaptırımların kaldırılması ve uygulanma sırası, taraflar arasındaki en önemli anlaşmazlık noktalarından biri olarak öne çıkıyor. İran, ekonomik yaptırımların somut ve doğrulanabilir bir şekilde kaldırılmasını talep ediyor.

Ancak ABD, atılacak adımların kademeli ve denetime açık olmasında ısrar ediyor. Anlaşmanın başarısı, hangi tarafın ne zaman hangi adımı atacağına dair net bir takvimin belirlenmesine bağlı olacak.

ABD, nükleer programın yanı sıra İran’ın balistik füze kapasitesinin de bölgesel istikrar açısından ele alınması gerektiğini savunuyor. Bu konu, müzakerelerin kapsamını genişletme potansiyeli taşıyor.

Öte yandan, İran ise nükleer program dışındaki askeri ve jeopolitik konuların müzakere kapsamı dışında tutulacağını vurguluyor. Bu yaklaşım farkı, görüşmelerin seyrini zorlaştıran bir faktör olarak değerlendiriliyor.


Güven Eksikliği ve Küresel Etkiler

İran yönetimi, nükleer silah geliştirmeyeceği yönündeki taahhüdünü dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in fetvasına dayandırıyor. Bu, İran’ın pozisyonunun temelini oluşturuyor.

Ancak ABD ve müttefikleri, İran’ın zenginleştirme seviyeleri ve teknik kapasitesi nedeniyle temkinli yaklaşıyor. On yıllara yayılan güvensizlik ortamı, diplomatik ilerlemeyi engelleyen temel bir faktör.

“Diplomatik ilerlemenin önündeki en büyük engellerden biri, taraflar arasındaki on yıllara yayılan güvensizlik ortamıdır.”

Cenevre’deki görüşmelerin küresel enerji piyasaları üzerindeki etkileri de yakından izleniyor. Olası bir askeri gerilim senaryosu, petrol arz güvenliği ve fiyatlama davranışları üzerinde önemli riskler oluşturabilir.

Bu nedenle, bölge ülkeleri üretim ve sevkiyat planlarını dikkatli bir şekilde gözden geçiriyorlar.


Müzakerelerin Geleceği ve Güven Sorunu

Diplomatik kaynaklar, sürecin hassas olduğunu ancak tamamen tıkanmış olmadığını belirtiyor. Ancak tarafların pozisyonları arasındaki mesafe hala kapanmamış durumda.

Cenevre’deki temaslar, sadece bir müzakere turu olmanın ötesinde, diplomasi ile çatışma arasındaki ince çizgide verilen kritik bir sınav olarak değerlendiriliyor.

İranlı bir yetkilinin nükleer silah üretmeme kararının Hamaney’in fetvası olduğuna dair açıklaması, müzakerelerin seyrini etkileyebilecek önemli bir detay. Bu açıklama, İran’ın nükleer programının barışçıl amaçlı olduğu yönündeki taahhüdünü vurgulamakla birlikte, ABD ve müttefiklerinin şüphelerini gidermeye yetmeyebilir.

“Taraflar arasındaki güven eksikliği, müzakerelerin önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor.”

Ayla Sezen

Ayla Sezen (32) — Eğitim & Kişisel Gelişim Yazarı Ayla Sezen, eğitim teknolojileri ve öğrenme psikolojisi alanlarında çalışmalar yapan bir içerik uzmanıdır. Kariyeri boyunca farklı yaş gruplarına yönelik eğitim projelerinde görev almış, dijital öğrenme sistemleri üzerine araştırmalar yürütmüştür. Blogunda verimli çalışma teknikleri, öğrenme metodları ve kişisel gelişim konularını işler.