İstanbul’da Kuraklık Riski Devam Ediyor: Avrupa Yakası Daha Kırılgan
İstanbul’da baraj doluluk oranları, son yağışlara rağmen mevsim normallerinin altında seyretmeye devam ediyor.
Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız’ın değerlendirmelerine göre, kuraklık tehlikesi henüz tam olarak geçmiş değil. Özellikle Avrupa Yakası’nda su arz güvenliği açısından riskler devam ediyor.
İstanbul Barajlarında Güncel Durum
22 Şubat itibarıyla İstanbul’daki toplam baraj doluluk oranı %43 olarak kaydedildi.
Bu oran, geçen yılın aynı dönemindeki %71 seviyesinin belirgin şekilde altında. Ancak 2023’teki kuraklık döneminde kaydedilen %30’luk oranın ise bir miktar üzerinde bulunuyor.
Avrupa Yakası’ndaki barajların doluluk oranları ise yaklaşık %30 civarında. İSKİ verilerine göre, bu barajlarda halen 160 milyon metreküp su mevcut.
Bu düşük oranlar, Avrupa Yakası’ndaki baraj havzalarına yeterli yağışın düşmediğini net bir şekilde gösteriyor.
Mevsimsel Yağışlar ve Kuraklık Riski
İstanbul’a düşen yağışların büyük çoğunluğu (%70’i) sonbahar ve kış aylarında gerçekleşiyor. İlkbahar aylarında ise yağış miktarı belirgin şekilde azalıyor.
Son 50 yıllık dönemde, İstanbul’da meteorolojik kuraklık sıklığının arttığı ve mevsimsel kaymaların yaşandığı gözlemleniyor.
Eğer ilkbahar aylarında Avrupa Yakası’ndaki baraj havzalarına yeterli yağış düşmezse, bu bölge yaz aylarında tamamen Anadolu Yakası’ndaki Melen sisteminden gelecek suya bağımlı hale gelebilir. Bu senaryo, İstanbul’un su arz güvenliği riskini önemli ölçüde artıracaktır.
Avrupa ve Anadolu Yakası Arasındaki Dengesizlik
İstanbul’daki ortalama baraj doluluk oranları, su arz güvenliği riski hakkında yanıltıcı olabilir.
Bunun temel nedeni, kentin Avrupa ve Anadolu yakalarında nüfus ve su kaynaklarının dengesiz bir şekilde dağılmış olmasıdır.
- İstanbul nüfusunun %65’i Avrupa Yakası’nda yaşarken, su kaynaklarının sadece %35’i bu bölgede bulunuyor.
- Avrupa Yakası’ndaki günlük su talebi, Anadolu Yakası’nın yaklaşık iki katı seviyesindedir.
Bu dengesizlik nedeniyle, Avrupa Yakası’nın yıllık su ihtiyacının yaklaşık yarısı Anadolu Yakası’ndaki Melen ve Yeşilçay sistemlerinden karşılanıyor. Bu su, 150 km mesafeden ve 300 metre pompajla Avrupa Yakası’na taşınıyor.
Özellikle kurak dönemlerde, Avrupa Yakası’ndaki küçük barajların hızla boşalmasıyla bu bağımlılık oranı %60’a kadar yükselebiliyor.
Avrupa Yakası’nın Kırılganlığı ve Melen Barajı’nın Önemi
Avrupa Yakası; kuraklığın daha etkili olduğu, nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu ve barajlarda depolanan su hacminin talebi karşılamakta yetersiz kaldığı kritik bir bölge olarak öne çıkıyor.
Bu durum, kurak dönemlerde barajların hızla boşalmasına; yağışlı dönemlerde ise doluluk oranlarının hızla artmasına neden oluyor. İstanbul su temin sistemindeki barajlar arası su aktarımını sağlayan entegre yapı, kentin kurak dönemlerdeki su riski kırılganlığını azaltmaktadır.
Ancak, Avrupa Yakası’ndaki barajlardaki suyun hızla azaldığı dönemlerde, Anadolu’dan temin edilecek su miktarının sürekliliği kritik önem taşıyor.
Bu sürekliliğin sağlanabilmesi için Melen Barajı’nın işletmeye alınması hayati önem taşıyor. Melen Barajı, İstanbul’un su depolama kapasitesini tam 1,8 kat artıracak potansiyele sahip.
Gelecek İçin Çözüm Önerileri
Melen Barajı’nın tamamlanması ve Avrupa Yakası’na su sağlayan Cumhuriyet Arıtma Tesisinin kapasitesinin artırılması, İstanbul’un su güvenliği açısından hayati önem taşıyor.
Ek olarak, suyun daha verimli kullanılması ve talep yönetimi, sadece kurak dönemlerde değil, tüm zamanlar için kalıcı bir yönetim politikası haline getirilmelidir. Bu kapsamda hayata geçirilmesi gereken önlemler şunlardır:
- Su kayıplarının azaltılması
- Atık suyun geri kazanılması
- Bilinçli su tüketimi
İlgili
Zeynep Öztürk (30) — Seyahat & Yaşam Tarzı Bloggerı Zeynep Öztürk, farklı kültürleri keşfetmeyi seven profesyonel bir seyahat içerik üreticisidir. Kariyerine turizm sektöründe başlamış, sonrasında tam zamanlı dijital gezgin olarak devam etmiştir. Blogunda seyahat rotaları, bütçe planlama önerileri, gastronomi keşifleri ve şehir rehberleri gibi konulara yer verir.


