ÖneÇıkanlar

Migros Direnişi: Hileli Taşeron Düzeninin ve Mevzuat Çıkmazının Belgeleri

1770641580580

Türkiye’nin dört bir yanında devam eden işçi direnişleri ve grevler, çalışma koşullarındaki adaletsizlikleri ve mevcut sendikal sistemin yetersizliklerini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Özellikle Migros depo işçilerinin sürdürdüğü direniş, lojistik sektöründeki ağır sömürü düzenini ve hileli taşeron uygulamalarını ifşa etmesiyle öne çıkıyor. Bu süreç, aynı zamanda Türkiye’deki toplu pazarlık ve sendikal yetki-temsil sisteminin mevzuat engebeleriyle dolu çıkmazını somut bir şekilde ortaya koyuyor.


Migros Direnişinin Arka Planı: Ağır Koşullar ve Taşeron Düzeni

Migros direnişinin temelinde, lojistik sektörünün hızla büyüyen yapısının beraberinde getirdiği ağır çalışma koşulları ve düşük ücretler yatıyor. Sektördeki taşeron çalışma düzeni, derinleşen bir sömürü yapısı olarak tanımlanıyor.

Bu düzenin yol açtığı başlıca sorunlar şunlardır:

  • Adaletsizlik
  • Ayrımcılık
  • Sendikasızlık
  • Sömürü

Migros İcra Kurulu Başkanı’nın, depo faaliyetlerinin şirketin asli işinin bir parçası olduğunu kabul etmesi, bu durumun altını çiziyor. Ülkenin önde gelen perakende zincirlerinden birinin, operasyonel yükün büyük kısmını taşıyan depo işçilerine asgari ücret düzeyinde ücret ödemesi eleştirilerin odağı haline geliyor.

Şirket yönetiminin, depo işlerini çeyrek asırdır bilerek taşeron şirketlere devrettiğini açıklaması, muvazaalı (hileli) bir işlemi net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu durumun temel amacı:

  • İşçileri daha yoğun ve ağır çalıştırmak
  • Haklarını sınırlamak
  • Sendikalaşmalarını engellemek

Taşeron şirketlerin de bu süreçten kâr elde ettiği vurgulanıyor.


Müzakere Süreci: İşveren Tutumu ve Sendikal Haklar

Depo işçilerinin ücret artışı, kadro ve eşit işlem talepleriyle eyleme geçmesiyle birlikte, Migros işvereni 25 yıl aradan sonra depo işçilerini kadroya almaya razı oldu.

Ancak işverenlerin, toplumsal gerçekleri kavrayıp işçilerin müzakere taleplerine kulak vermek yerine, mevzuat bariyerleri ve kolluk kuvvetlerine sığınmayı tercih ettiği gözlemleniyor.

Müzakere, çalışma ilişkilerinin evrensel kabul görmüş temel bir prensibi olmasına rağmen, Migros örneğinde bu kapının uzun süre kapalı tutulduğu belirtiliyor. Sendikalaşma hakkının önemine vurgu yapan bir şirketin, sosyal gerçekler karşısında müzakereye yanaşmaması dikkat çekici bulunuyor.

Bu yazı kaleme alındığı sırada, işveren ile direnişçi işçilerin sendikası DGD-SEN arasında müzakerelerin devam ettiği bilgisi yer alıyor.


Sendikal Yetki-Temsil Sistemindeki Aksaklıklar ve Reform İhtiyacı

Bu direniş, Türkiye’deki sendikal yetki-temsil sisteminin düğüm noktalarını da açığa çıkardı. Mevcut mevzuat, işçinin özgür iradesiyle sendika seçmesini ve temsil edilmesini zorlaştıran bir yapıya sahip.

İşçinin adil ve etkili bir şekilde temsil edilmesini sağlayacak yeni bir sistemin gerekliliği vurgulanıyor. Bu kapsamda, aşağıdaki mekanizmaların geliştirilmesi gerektiği yönünde analizler sunuluyor:

  • İşçinin doğrudan iradesine dayalı olması
  • Hileli taşeron düzenini ve sömürüyü ortadan kaldırması
  • Toplu pazarlık süreçlerini daha şeffaf ve adil hale getirmesi

Mevcut sistemin, işverenlerin sendikalaşmayı engelleme veya işçileri örgütsüz tutma çabalarına zemin hazırladığı ima ediliyor.


Migros Direnişinden Çıkarılan Dersler ve Gelecek

Migros direnişi, sadece somut kazanımlar elde etme mücadelesi olmanın ötesinde, Türkiye’deki çalışma hayatının yapısal sorunlarına işaret eden önemli bir vaka olarak değerlendiriliyor.

Bu direnişin ortaya koyduğu temel dersler şunlardır:

  • Hileli taşeron düzeninin işçiler üzerindeki yıkıcı etkileri
  • Mevzuatın bu tür uygulamaları engelleyememesi
  • Sendikal sistemin reform ihtiyacı

İlerleyen süreçte, bu mücadelenin sendikal hakların güçlendirilmesi ve daha adil bir çalışma ortamının tesis edilmesi açısından emsal teşkil etmesi bekleniyor.

Kurumsal yapıların, işçilerin temel hak ve özgürlüklerine saygı duyması ve müzakereye açık olması gerektiğinin altı çiziliyor.

Bu tür direnişlerin, toplumsal bilinci artırarak daha kapsayıcı ve adil bir çalışma düzeni için katalizör görevi görmesi muhtemeldir.

Eren Yalçın

Eren Yalçın (29) — Dijital Pazarlama Stratejisti Eren Yalçın, reklam teknolojileri ve veri odaklı pazarlama süreçlerine odaklanan genç bir pazarlama profesyonelidir. Kariyerine sosyal medya analisti olarak başlamış, zamanla markalar için SEO, içerik stratejisi ve dönüşüm optimizasyonu alanlarında danışmanlık yapmaya başlamıştır. Blogunda dijital trendler, pazarlama araçları ve marka büyütme taktikleri hakkında içerikler üretmektedir.