Diyanet İşleri Başkanlığı 2 Ocak 2026 Cuma Hutbesini Yayınladı: ‘Her Şey Allah’ı Anlatır’ Teması İşlenecek
Diyanet İşleri Başkanlığı, 2 Ocak 2026 Cuma günü eda edilecek olan Cuma namazı hutbesinin konusunu ve metnini kamuoyu ile paylaştı.
Bu haftanın hutbesi, “Her Şey Allah’ı Anlatır” başlığı altında, evrendeki ilahi düzenin ve yaratılışın Allah’ın varlığını ve kudretini nasıl gözler önüne serdiğini merkeze alıyor.
Evrenin Tefekkürü: Allah’ın Varlığının Kanıtları
Hutbede, insanın etrafındaki doğayı ve evreni derin bir tefekkürle incelediğinde, yoktan var eden, şekillendiren ve her şeyi kusursuz bir düzen içinde yöneten bir yaratıcının varlığını kavrayabileceği vurgulanıyor.
Doğal olgular, insana her an “Rabbini unutma!” mesajını iletir:
- Gökyüzündeki gezegenlerin istikrarlı yörüngeleri
- Güneşin dünyayı aydınlatması
- Geceleyin gökyüzünü süsleyen ay ve yıldızlar
Kur’an-ı Kerim’den alıntıyla: “Onlar göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yeryüzünün nasıl yayıldığına bakmazlar mı?”
Bu bakış açısı, evrensel düzenin ilahi bir kaynaktan beslendiğine dair kesin bir delil olarak sunuluyor.
İnançsızlık ve Mutsuzluk Arasındaki Bağlantı
Hutbenin temel tezlerinden biri de inançsızlığın insanı mutsuzluğa sürükleyen başlıca nedenlerden biri olduğudur.
İnançsızlık, hayatı anlamsız kılar, bireyi yalnızlaştırır ve sorumluluk bilincini zayıflatır.
“İmandır o cevher ki İlâhî ne büyüktür… İmansız olan paslı yürek sinede yüktür!”
Bir yaratıcının varlığına inanmak ve onun her an yanımızda olduğunu bilmek, kişiye huzur ve güven aşılar, onu anlamsızlık girdabından kurtarır.
Furkan Suresi 43. ayet: “…Kim Allah’a iman ederse, Allah onun kalbini doğruya iletir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.”
Hayatın Temel Soruları ve Vahyin Rehberliği
Hutbede, hayatın temel sorularına cevap ararken Yüce Allah’ı reddetmenin bir çözüm sunmadığına değiniliyor.
Nereden geldiğimiz, nereye gittiğimiz, yaratılışımızın gayesi gibi sorular ancak vahye dayalı bir anlayışla netlik kazanabilir.
İtaat ve isyan sınırlarının ilahi yasa ile belirlenmediği bir dünyada, neyin iyi neyin kötü olduğuna dair tam bir kavrayış mümkün olamaz. Bu bağlamda, vahyin insanlığa rehberlik etme zorunluluğu vurgulanıyor.
Kötülüğün Kaynağı: İnsan ve Nefis
Yeryüzünde yaşanan her türlü kötülüğün müsebbibi olarak Allah Teâlâ’nın gösterilemeyeceği kesin bir dille ifade ediliyor.
Cenab-ı Hak kullarına karşı sonsuz merhametlidir ve onların iyiliğini ister; kötülüğe ve zulme ise kesinlikle rıza göstermez.
Kötülüğün kaynağının, nefsine uyan ve heva ve hevesine tabi olan insanlar olduğu vurgulanıyor.
Yunus Suresi, 44: “Gerçek şu ki Allah insanlara zerre kadar zulmetmez, ancak insanlar kendilerine zulmederler.”
Bu ayet, sorumluluğun bireyde olduğunu kesin olarak ortaya koymaktadır.
Peygamberler ve İlahi Kitaplar: Hidayet Rehberleri
Hutbe, Cenab-ı Hakk’ın, insanlığa büyük bir lütufta bulunarak, kaynağını vahiyden alan peygamberleri gönderdiğini belirtiyor.
Bu peygamberler hem müjdeleyici hem de uyarıcı olarak vazife görmüşlerdir. İlahi kitaplar ise, insanlığın huzur ve mutluluğu için indirilmiş, hak ile batılı, doğru ile yanlışı ayrıştıran birer hidayet rehberi olmuştur.
Bu ilahi silsilenin son halkası Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.) ve ona indirilen Kur’an-ı Kerim ile tamamlanmıştır.
Ebedi ahiret yurdunun yaratılmasının amacı; her hak sahibinin hakkını almasını ve inanan ile inanmayanın ayrışmasını sağlamaktır.
Toplumsal Sorumluluk: İnançsızlara Ulaşmak
Son olarak, günümüzdeki en önemli sorumluluk, inançsızlık girdabında kaybolan insanlara gönül kapılarını açmak ve ilahi mesajları onlarla buluşturmaktır.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) sünnet-i seniyye’si aracılığıyla gençlerin inanca dair susuzlukları giderilmelidir. Bu, bireylerin toplumsal bir görevidir.
Hutbe metninin tamamı, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın resmi yayın organları aracılığıyla okuyucu ve dinleyicilere ulaştırılmıştır.
İlgili
Nisa Kılıç (27) — Kültür & Toplum Araştırmacısı Nisa Kılıç, sosyoloji eğitiminin ardından çeşitli kültürel projelerde araştırmacı olarak görev almış bir yazar. Toplumsal dönüşümler, şehir yaşamı, modern birey davranışları ve dijital kültür üzerine yoğunlaşır. Blogunda hem analitik hem de insani bakış açısıyla yazılmış incelemeler ve gözlemler paylaşır.


